Belki pek çoğunuzun bildiği bir kıssa anlatacağım.Bu haftayı böyle noktalayalım ve yeni bir haftaya böyle başlayalım istedim.
''Birbiriyle hiç geçinemeyen bir gelin-kaynana varmış.Gelin ,canına tak ettiği bir gün tanıdık bir şifacıya gidip kaynanası için zehir istemiş.Şifacı ona bir zehir hazırlamış.Bu hazırladığı zehiri üç ay boyunca kaynanasının yemeğine katmasını, üç ayın sonunda kaynanası ölünce de kimsenin ondan şüphelenmeyeceğini söylemiş.Gelin büyük bir mutlulukla eve gelmiş.Harika bir sofra hazırlamış.Nasıl olsa ölecek diye kaynanasının gönlünü hoş tutmuş.Gel zaman git zaman ilşkileri öyle güzel bir hal almış ki gelin yaptığına bin pişman şifacıya koşmuş.Kaynanasına verdiği zehiri tedavi edecek panzehir için yalvarmış.Şifacı gülümseyerek geline verdiği maddenin zehir olmadığını,duvara çarpan top gibi nasıl davranılırsa karşılığının öyle yansıyacağını anlaması için ona bir oyun oynadığını söylemiş''
Yarın pazartesi.patron, müşteri,öğretmen, öğrenci,hasta ,doktor ,ana,baba,oğul vs hangi pozisyondaysanız gülümseyin.Karşı tarafı dinleyerek anlamaya çalışın.Sabırlı olun.Yumuşak sesle konuşun.Nazik davranın.yani topu duvara yavaş çarpın.Çoğu zaman zor olsa da karşılığında aldığınız tepkilere inanamayacaksınız.İçinizi mutlulu saracak.Tecrübeyle sabittir.Öfkenizin sizi yakmasına izin vermeyin.Bunu önce kendinizi sevdiğiniz ve değer verdiğiniz için yapın.Bakmayın benim böyle ahkam kestiğime.Karadeniz kanı damarlarımda deli deli aktığı için bazen ben de birden öfkelenir sonra da saman alevi gibi sönerim.Yarın söz!ben de topu duvara yavaş atmaya çalışacağım. Siz de söz verin.. Sözünden dönen diğerine ne ısmarlasın?