İki gündür yazamıyorum.Kızmayın sebebi var.Pazar günü infertilite dediğimiz kısırlıkla ilgili bir toplantıya katıldım.
Toplantı , lise yıllarımızda hocaların bize ''sanat toplum için mi? yoksa sanat sanat için mi? konusunda tartışma yapacağız.''diyerek beşerli guruplar oluşturup, sınıfın önünde yaptığımız ateşli tartışmalarımıza benziyordu.
Tıpta her gün yeni bir gelişme olur.Yıllardır benimsenen tedaviler,görüşler bazen bir çırpıda siliniverir.Yerini başka yöntemler alır..Bunu hemen benimseyip uygulayanlar olduğu gibi, eskiye sıkı sıkı sarılıp, klasik tedavilerden ödün vermeyenler de olur.Hangi davranışın doğru, hangisinin yanlış olduğunu ne yazık ki zaman gösterir.Pazar günü infertilitede uygulanan bazı yol ve yöntemlerin farklı görüşteki meslektaşlarımızca , pek çok hasta üzerinde yapılan çalışmalarla desteklenerek , savunulmasını zevkle izledik.Bazen kafamız karıştı.Kime hak vereceğimizi şaşırdık.Bazen de tuttuğumuz taraftan emin olduk.
Sonuç:Tek dinlenme günüm olan pazarı da bilimsel geçirerek (laf aramızda hava berbattı ve yapılacak daha orjinal bir aktivitem yoktu) haftayı bitirdim.Yarın da hastanemde PMS denen adet öncesi gerginlik konusunda tüm personel ve doktor arkadaşlarıma seminer vereceğim.Hazırlanmam lazım bu yüzden bugünlük yazıma son veriyorum.Hoşçakalın:)