Doğum sonrası depresyonun yürek yaralayıcı tarifini bir hastamız şöyle yaptı: "Yatağımın yanındaki beşiğinde uyuyan yeni doğmuş oğlumun nefes alıp verişini duyabiliyorum. Çocuğuma zarar vermekten korkuyorum. Sanki kendi hayatımla saklambaç oynuyorum. Yalnız bu oyunda ben, saklanmak ve asla bulunmamak istiyorum. Bedenimden kaçmak istiyorum. Kendimi tanıyamıyorum, ben artık eski ben değilim. Gülemiyor, yemek yerken keyif alamıyor, uyuyamıyor, işe konsantre olamıyor, hatta herhangi biriyle karşılıklı bir konuşma bile yapamıyorum. Böyle hissederek ne kadar devam edebilirim, boşluk, sonsuz yalnızlık. Ben kimim? Böyle sürdürememem!" Elif Şafak "Siyah Süt" kitabında da bu sorunla ilgili kendi yaşadıklarını yazmıştır.
Doğum sonu depresyonun uluslararası tarifi: eğer ruhsal abozukluklar doğumu takip eden ilk 6 hafta içinde ortaya çıkarsa ve başka bir yerde sınıflandırılan bozukluk kriterlerine uymuyorsa buna doğum sonu depresyonu denir. % 14 oranında görünür. En sık sebebi stres dolu yaşam olayları, ailesinde depresyon geçiren kişilerin bulunmasıdır(genetik faktörler). Yapılan araştırmalar doğumda hormonların düşüşüyle depresyon arasında bir bağ kurmaya çalışmış, vücutta eksilen hormonları (östrojen, progesteron) yerine koyarak tedavi denenmiş % 50 oranında bir başarı sağlanmıştır. Psikoterapi ve antidepresan ilaçlar da oldukça etkilidir. Teşhisin erken konulması tedaviyi hızlandırır.
Doğum sonrasında tirod bezinin iltihaplanması da benzer belirtiler gösterdiği için tiroid muayenesi yapılmalıdır.