Çocukluk ve ergenlik dönemim çok ama çok zayıf bir yaratık olarak geçti.Yaratık diyorum çünkü o zamanki resimlerimde bu görüntü var.Sofrada hep bir tartışma.
''Tabağını bitirsene kızım.Bak kardeşlerin ne güzel yiyorlar.''
''Ama baba ben yerken yoruluyorum.Çenem ağrıyor.''
''Çenen mi ağrıyor?Hiç böyle saçma bir şey duymadım.Nedense karnabahar yerken çenen ağrıyor da köfte patates yerken maşallah...Kızım tek taraflı beslenilmez.Her şeyden yiyeceksin.Yoksa bak ikide bir hasta oluyorsun.Kolların çöp gibi.''
Bu konuşma böyle sürer giderdi.En son babamın
''Hanım şuna iki yumurta kır da yesin.Bak yine bir şey yemedi'' sözleriyle son bulurdu.
Gerçekten de her öğün bana bir işkenceydi.Yemek yemekten nefret ediyordum.Liseyi bitirdiğimde boyum 165 cm ama kilom 48 di.Tromp la mort(mezar kaçkını),çirkin ördek yavrusu gibiydim.Ta ki Zeynep Kamil Hastanesinde Kadın Doğum asistanlığım başlayana kadar.
Ayda 8 nöbet tutardım..Günde ortalama 25 doğum yaptırırdım.Sabah 8 de girdiğim doğumhanede görev gece yarısı 3 te biterdi.Sürünerek 6. kattaki lojmana çıkar bulduğum ilk yatağa kanlı üst başımla yatardım.Biraz sonra telefon çalar, doğumhanenin karıştığı söylenir ve destek istenirdi.Ben ve arkadaşlarım sürünerek tekrar aşağı iner, ertesi gün de çalışmaya devam ederdik.Tabi böyle bir efor sarf edince ister istemez yaşamak için ne bulsak yiyorduk.Bir elimde sandviç,diğer elimle hasta muayene ettiğim çok olmuştur.Tuvalete gidiyorum diye izin alınıp yemekhaneye kaçıp üç dakikada 4 kap korkunç yemeği sanki kebap yermiş gibi hızla mideye indirmişliğim de çoktur.Etüvde patates pişirmişliğim, leğenlerde kısır yapmışlığım....Sonuç 4 yıllık asistanlığım sonunda boy aynı ama kilo 58.
O yıllarda kendi kendime söz verdim.Çocuğum olursa asla ''ye''diye zorlamayacaktım.Sözümü de tuttum.Oğlum da çok zayıf bir çocuktu.Yıllarca da öyle devam etti.Annemin''Sen nasıl annesin? Hiç ye diye ısrar etmiyorsun''sözlerini dinlemedim.Oğlum şu an gayet normal bir ergenlik gelişimi sürdürüyor.
Yani demek istiyorum ki anneler babalar çocuklarınıza ''ye ''diye ısrar etmeyin.Zamanı gelince hepsi zaten fazlasıyla yiyecek.Ben bile kilo aldıysam herkes kilo alır.Yalnıız şunu da belirtmeden geçemeyeceğim;Asistanlık yıllarımdan sonra kilom hiç değişmedi.Bunu da tüm gebelerime gururla söylerim!Herkes bunun sırrını sorar.Sırrı basit :Her sabah aç karna tartılmak ve ona göre gün içinde yemek yemek.
Obezite sorunlu bir nesil yetiştirmeyelim.Yemek yemeleri için ısrar edip yağ hücrelerini arttırmayalım.
Kilo alamayan çocuklarımız da yemek yemenin işkence değil hayatın bir zevki olduğunu dil duyuları geliştikçe zaten anlayacaklar.Ya da hayat , acı tecrübelerle onlara bunu öğretecek!Ben pırasanın ne kadar lezzetli olduğunu 23 yaşımda mecburi hizmette öğrendim.Gerisini siz düşünün artık...