İkili İlişkilerde Güçlü Olmak Mı? Olmamak Mı?
İkili İlişkilerde Güçlü Olmak Mı? Olmamak Mı?

Sevgili Gülçin Ivan Gonçarov-Oblomov 'un(hayatımda ilk defa duyduğum ama sözleri ile asla unutulamayacak bir isim) bir tespitini paylaşmış.
     ''Güçlü güçlüyü sevmez hiçbir zaman.Yan yana geldiklerinde keçiler gibi toslaşmaya başlarlar!Ama bir güçlüyle bir güçsüz iyi geçinirler.Biri gücü için sever ötekini, öteki de yumuşak başlılığı, uysallığı ve onun isteklerine boyu eğdiği için..''
     O zaman şu sorunun cevabını da bulmak lazım.''Güçlü mü doğulur? Güçlü mü olunur?''
      Fiziksel güç doğuştan erkeklere verilmiş bir özellik.Bu konuda hepimiz hemfikiriz.Anne karnında bile tekmeleri kızlardan daha sıkıdır.Bu özellikleri sebebiyle de toplum onlardan koruyucu, kollayıcı olmasını bekler.Asla ağlayamazlar.Zayıflık belirtisi gösteremezler.Korkmaya hakları yoktur.İnsani özelliklerini gizlemeye çalışarak erkek !olduklarını ispatlayarak geçer ömürleri.Genetik olarak, bedensel ve ruhsal yönden gerçekten güçlü olanlar için bu durum pek fazla sorun teşkil etmez.Ancak ya tersi olanlar...
   Kadınlara gelince...Onlar birer çiçektir.Korunmaya ve kollanmaya muhtaçtır.Üzülebilirler,doyasıya ağlayabilirler,korkabilirler.Kimse onlardan güçlü olmasını beklemez.Kendilerini gizleme gereği hissetmeden yaşarlar hayatı...
   Buraya kadar güzeldi değil mi?Herkes  yazının burasına kadar kadın olmayı şans olarak gördü.Ya günümüz gerçekleri...
   Kız çocuklar büyütülürken 5 yaşına kadar bebekleriyle oynar.Hayal dünyasındaki bebeğini besler,büyütür.evini temizler.Komşuculuk oynar.Akşam işten eve yorgun dönen eşini karşılar.Hazırladığı yemekleri ona sunar....
  Okul başlar ve o küçük kız birden bir amazona dönüştürülür.Derslerinde çok başarılı olması ,sınavlarda kız olsun, erkek olsun tüm rakiplerini devirmesi beklenir.Okullar başarıyla bitirilir.Bu sefer de mesleğinde başarılı olması için kadınlık zayıflıklarının hepsinin törpülenmesi hatta yok edilmesi istenir.Erkek meslektaşları ile göze göz, dişe diş bir savaşa girer.Patrona kendini beğendirmek ve işinden kovulmamak için evlenmeyi, evlense bile çocuk doğurmayı erteler.Kazara evlenip çocuk sahibi olduğunda da sırtındaki yük üçe katlar.İş ,ev ve çocuk sorumluluğu üçgeninde hem eşini hem kendini ihmal eder.İhmal burada yanlış bir kelime oldu aslında.İhmal yapabilecekken yapamama durumudur.Bu durumda ise yapabilme imkanı kalmamıştır.
  Erkek, kendisine öğretilenleri uygulayamaz.Kimi ,neyi, kimden koruyacaktır?Karşısında kale gibi duran kadın ondan daha güçlüdür.Kimseye ihtiyacı yok gibi gözükmektedir.Halbuki o, ailesi ve çevresi tarafından yıllarca başarıları ve gücü için övgüler almıştır.Tam bu özelliklerini ailesinde uygulayacak iken bu kadın onun bütün silahlarını elinden almıştır.Kafası karışır.Kendini güçsüz,işe yaramaz  hisseder.O da kendini güçlü hissettiren, gerçekten zayıf yada zayıf rolü yapan kollara yelken açar..
  Kadın şaşkındır''Ben nerede hata yaptım ?''der. Kendisinden çok daha yetersiz bir başka kadına tercih edilmek canını yakar.Kızar öfkelenir.''Ben güçlü olmak istemedim ki hayat beni buralara sürükledi.Ben de istemez miydim sarılıp sarmalanmak.Savaşmak yerine korunup kollanmak ama bana kimse yardım etmedi ki !böyle olmaya mecbur kaldım''diye haykırır ama sesini duyan olmaz.
  Gelişmekte olan bizim gibi toplumların bana göre kanayan yarası bu.Kadınlar kadınlıklarını ,erkekler erkekliklerini yaşayamıyor.Kadınlara ''Güçlü ol ayakların yere bassın ''diye yetiştirilirken basılan yerlerin ne kadar sağlamlıkta olduğu anlatılmıyor.Yere sağlam basıyoruz evet ama ya kayıp düşüyoruz, yada çürümüş zeminleri çökertiyoruz.Bir kere daha elimizi başımızın arasına alıp düşünmek lazım kızlar.Öyle değil mi?