Oya
Oya

Omuzundaki çantayı açmak için, elinde her geçen dakika biraz daha ağırlaşan poşetleri yere bıraktı.Ağzı açık olan poşetin içinden fırlayan pet paketine öfkeyle baktı.Kırmızı ayakkabısının sivri burnuyla pakete bir tekme savurdu.Paket havada uçarken keskin bir acı hissetti. Ayağı ,kapıda duran Selin'in pusetinin metal bacağına toslamıştı.Öfkeden titreyin elleriyle çantasını açtı.İçinde emzikten kaleme,rujdan su şişesine ,bisküviden ıslak mendile kadar her türlü ıvır zıvır bulunan hayatının özeti bu keşmekeşte anahtarını arıyordu.Tam ümidini kaybetmişken parlayan anahtarının ucu göründü.Elini uzatıyordu ki apartman otomatiğinin ışığı söndü.Yere çöktü.Sarsıla sarsıla ağlamaya başladı.Sırtını yasladığı kapının aniden açılmasıyla kendini sırtüstü yerde buldu..."Aşkım ne oldu sana?İyi misin? Bu ne hal böyle? Kalk canım kalk.Niye ağlıyorsun Oyacım?"Uzandığı yerde kendisine doğru eğilmiş kocasının merak ve korku dolu gözleriyle,sevimli yavrusunun şaşkın bakışlarını gördü.Acaba bir rüya mı görmüştü?Bu korkunç kabustan onu uyandırmaya mı gelmişlerdi?Zonklayan başparmağı biranlık mutluluğu ona çok görmüştü.Herşey gerçekti...Olduğu yerden doğrulmaya çalıştı.Başaramadı.Gücü tükenmişti sanki.Kocasının ona uzanan elini itti.Duvara tutunarak kalktı.Topallayarak mutfağa yürüdü.Bisküvi kırıkları ,Selin'in oyuncaklarıyla yerde dansediyordu.Mutfak tezgahının üzerinde bulaşık kapları,meyve kabukları ,Selinin kirli ve temiz biberonları ,biberon fırçası ,dolaba konulmayı bekleyen kahvaltılıklarla doluydu.Mutfak masasının da pek farkı yoktu.Anlaşılan baba kız güzel bir gün geçirmişlerdi.Sandalyeyi çekti.Usulca oturdu.Ilık ve yumuşak bir kayganlık hissetti."Hayatım sakın oturma!!!" diye bağıran kocasının sesi geç kalmıştı."Selin'in altını tam açtım ki kapıdaki gürültüyü duyup fırladım.Kakalı bezi sandalyede unutmuştum."Oya kırmızı eteğinin arkasına yapışan bezi alıp hırsla yere fırlattı.Mağaza vitrininde görüp aşık olduğu ,günlerdir içine girebilmek için rejim yaptığı ilk iş gününde giyip "Bakın hiç doğurmuşsa benziyor muyum ?"derecesine hava atacağı eteği ,kızının sevimli ve mis kokulu!Artıklarıyla süslüydü artık.İçinden taşan kahkahalara inanamıyordu.Banyoya doğru ilerlerken gülüyordu hem de katıla katıla..."Hayatım neyin var?iyi görünmüyorsun.Bak korkutuyorsun beni.Ağlıyor musun gülüyor musun belli değil?Anlatır mısın neler oluyor?"diye banyo kapısından içeri doğru seslendi Ahmet.Kahkaha seslerine öğürtü sesleri karıştı.Derin bir sessizlik sonrasında sifon sesi duyuldu.Banyo kapısı usulca açıldığında içerden,ağlamaktan ,gülmekten ,kusmaktan karmakarışık olmuş , dağılmış Oya göründü.Ahmet karısını kollarına aldı ve sıkıca sarıldı.Oya'nın kolları yanına düşmüş ,gözleri yerde oturmuş şaşkın şaşkın ona bakan kızının sevimli gözlerine kitlenmişti."Ben hamileyim"dedi Oya fısıldar gibi.Ahmet'in kolları gevşedi.Külçe gibi yanına düştü.