Beni yakından tanıyan herkes bilir: Güne erken başlar, akşam erken yatarım. Anlayacağınız "horoz" karakteriyim. Sabahları da sinir bozacak kadar mutlu ve enerjik uyanırım. "Ya duracell pil gibisin. Sabah sabah ne şakıyıp duruyorsun!Öf bizim daha afyonumuz patlamadı!"cümleleri hayatımın bir parçasıdır. Sırrı çok basittir: İşime olan aşkım! Her sabah sevgilime gider gibi itinayla giyinip süslenir, heyecanla ve yüzümde kocaman bir gülümsemeyle arabama biner, hareketli bir müziği sonuna kadar açar, dua ederek arabamı çalıştırır , oturduğum koltukta müziğin ritmiyle danseder, camları açarak rüzgarın savurduğu ve dağıttığı saçlarıma aldırmadan ne kadar şanslı olduğumu düşünür, şükrederim. Oğluma geleceği ile ilgili verdiğim en önemli öğüt "Hangi işi yaparsan yap.Severek yap. Gün gelir sevdiklerin öyle ya da böyle yanından ayrılırlar. Seni yanlız bırakmayacak en önemli dost mesleğin olacaktır." öğütüdür.