En çok kime kötü davrandınız hayatta? Eşiniz? Çocuğunuz?Kardeşiniz?Sevgiliniz?En yakın arkadaşınız?Öğretmeniniz?Komşunuz?Müşterileriniz?Patronunuz?Çalışanınız? Yoksa hiçbiri mi? Büyük bir ihtimalle cevabınız bu ve büyük bir ihtimalle de doğru. Siz kimseye bile isteye kötü davranmazsınız.İnsanlar sizi üzebilir,kızdırabilir ama siz alttan alırsınız.Nazlarını çeker ve saçma-sapan isteklerini yapmaya uğraşırsınız. Sebebi basittir aslında :Kaybetme korkusu! Hiçbiri sizi koşulsuz sevmez ve ellerinizden kayıp gidebilir.Daima sevilesi olmak zorundasınızdır.Yoksa nasıl yaşanır bu hayat? Zamanların tamamı onlara verilir.Tolerans onlaradır ama yine de hep birşey eksik kalır.Birtürlü istenilen kıvam tutturulamaz ve kıvranılır durulur. Bu kıvranmanın acısı kimden çıkarılır?Vakitler kimden esirgenir?Kimle pervasızca konuşmaktan çekinilmez?Kime surat sonuna kadar asılır sahte mutluluk maskesi çıkarılarak? Arkadaşın oyun bozanına,öğretmenin ceza koyanına,sevgilinin aldatanına,patronun fırçalarına,müşterilerin pervasız tavırlarına dolup dolup kime boşalınır?Ne yazık ki şiirler yazılıp methiyeler düzülen annelerimiz.Hani ayaklarının altında cennet olup ta bir çift terliği uzatmaya üşenilen o yüce kadınlar.Lütfen kendimizi kandırmayalım. Tüm ergen kaprislerimizi sabırla göğüsleyen , tüm maskesiz halimizi bilen ,ağlama duvarımız,hırçın rüzgarlarımızın dalgalarımızın huzurlu limanları annelerimize en azından herkes kadar iyi davranabilir miyiz lütfen? Dün tanıdığımız ve yarın yanımızda belki de hiç olmayacak insanlar için onları üzmez miyiz acaba?