Havalar erkenden kararıyor ve gün doğmadan yollara düşüyoruz.Çalışan ve okula giden herkes için ortak sorun günü yaşayamamak.Kasvetli soğuk gökyüzü ,bol grip derken biraz yüzler asıldı. Benim gibi hava burcunda doğmuş , kıpır kıpır insanlar için durum daha vahim. İstanbul gibi yerde büyümüş olan ben , 1998 de Manisa'ya tayin olduğumda inanamamıştım. Hiç mi güneş küsmüyordu bu ege illerine! En soğuk kış aylarında bile, sabah üstünkörü görevini yapmış olmak için güneşi örten bulutlar, öğleden sonra yerini kırmızı sıcak kızıla bırakırdı. Yaşamak için hiçbir sebep bulamayan en karamsar insan bile bu renklerle sarhoş olup , hayata yeniden , yeniden sarılırdı. Türkiye'nin ilk ve en büyük hastanelerinden Manisa Ruh ve Akıl Hastalıkları Hastanesi belki bu sebepten dolayı burada inşa edildi. Hayatımın en güzel günlerini bu şehirde yaşayacağım hiç aklıma gelmezdi. Tekrar İstanbul ve tekrar bulutlu günler.Yanlış anlaşılmasın ben bir İstanbul aşığıyım. 3 gün ayrı kalsam boğazın kokusu tüter burnumda ama yaşlanacaksam biryerlerde bu kesin ege olmalı.Kocaman bahçeli bir evim, kedilerim,köpeklerim,atım,civcivlerim,onlarca meyve ağacım,selvilerim,çamlarım,harika komşularım, azıcık yürüdüğümde ayaklarımı sokacağım buz gibi akan ırmağım, bulutu olmayan göklerim olmalı.Hayali bile güzel.Siz de hayal edin.Gökyüzünde olmasa bile içinizdeki bulutlar benimki gibi dağılsın.