Bazen kader öyle ağlar örer klişesi yaşanılıp görüldüğünde anlam kazanıyor.
Kapım açıldığında gülümsemeye çalışan bir çift içeri girdi. Tanışma ve birbirimize ısınma faslından sonra gözyaşları içinde hikaye başladı. 8 yıllık evliydiler.çocukları olmuyordu ve birtürlü sebebi de anlaşılamıyordu.sebebini çözemiyoruz denen hekim arkadaşlar ne yazık ki kısırlık uzmanı olmadıkları gibi, çifti de bu konuda uzman olan birine yollamamışlardı. Yeni taşınan bir komşuya hoşgeldine gittiklerinde tesadüfen ismimi duymuşlar, çocuk sahibi olan bu çiftten ismimi almışlar ve soluğu yanımda almışlardı.Muayene sonrası durum ne yazık ki hiç de içaçıcı değildi.Yumurta reservi tükenmişti ve sadece tek yumurta ultrasonda görünüyordu.Bu yumurtanın buyuyup buyumeyeceği, buyurse dolu olup olamayacagı, doluysa döllenip döllenmeyeceği, döllenirse tutunup tutunamayacağı kocaman soru işaretleri yumağıydı.İhtimal çok zayıftı.Çok vakit kaybetmişlerdi.Tüm bu duygularımı içimde hapsederek , umutlarını yesertmeye çalışarak ama yine de olasılıklardan da bahsederek tedaviye başladık.Tek yumurta hergün iğnelere cevap veriyor günbegün büyüyordu.Yumurta toplama gününde nefesimizi tutarak yumurtayı aldığımda içinin dolu olduğunu duydugumda tüm ekip sevinçle çığlık attık.Ertesi gün büyük gündü.acaba bu yumurtacık döllenmeyi ve yaşamayı başaracak mıydı? Ve o yumurtacık güzel bir embriyo oldu buyudu ve onu anne rahmine sevgiyle transfer ettim.12 günü sabısızlıkla bekledim ve sonuç pozitifti.Mutluluğumun tarifi yoktu.10 gün sonra ultrasonda kucuk bebeği görebildim. Gözyaşları içindeki çift ellerinde bir menekşe uzattılar. ''Bu Bizim için çok özel bir menekşe Bilgi Hanım.tedaviye başladığımızda niyet ettik ve bugün açtı.Artık sizde yeserip buyusun.''Şimdi güzel menekşe bana bakıyor .Her sabah bu umut çiçeğini sulayıp güne güzel başlıyorum büyük umutlar ve heyecanla...